Kadiri Tarikatı

Dua Hazinesi/Kadiri Tarikatı =>                               Kadiri Tarikatı     Doğuşu     Tasavvuf tarihinde   Abdulkadir-i Geylani'den önceki döneminde bir şeyhin görüşlerini

Gönderen Konu: Kadiri Tarikatı  (Okunma sayısı 17514 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kadiri Tarikatı
« : 25 Haziran 2011, 14:07:50 »
                              Kadiri Tarikatı
 
  Doğuşu
 
  Tasavvuf tarihinde   Abdulkadir-i Geylani'den önceki döneminde bir şeyhin görüşlerini ve   manevi otoritesini kabul edip onun etrafında toplanan sufi cemaatleri   oluşmuş, sufilerin şeyhlerle ve birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen   kurallar belirlenmiş , isimlerine mahsus rıbat ve hankahlar yapılmışsa   da bütün bunlar şeyhin yaşadığı gönem ve bölgeyle sınırlı kalmış,   süreklilik , yaygınlık ve kurumsal bir nitelik kazanmamıştır. Tasavvuf   tarihi kaynaklarında bu devirde oluşan sufi grupları Kassariyye,   Hakimiye, Cüneydiyye, Bayezidiyye, Hareviyye gibi adlarla anılmaktadır.   Sürekli yaygın ve kurumsal niteliğe sahip ilk tasavvufi oluşumlar XII.   yy da ortaya çıkmıştır. Bunlardan Ahmet Yesevi'ye nisbet edilen   Yeseviyye daha çok Orta Asya'da ve Türkler arasında, Ahmet er-Rifai'ye   nisbet edilen Rifaiyye Ortadoğu'da ve Araplar arasında, Abdulkadir-i   Geylani'ye nisbet edilen Kadiriyye ise Irak başta olmak üzere İslam   dünyası'nın hemen her tarafında yayılmıştır.
 
  470 (1077) de Gilan'da doğan   Abdulkadir-i Geylani, dini öğrenimini Bağdat'da gördü. Hayr Muhammed b.   Müslim ed-Debbas vasıtasıyla tasavvufa yöneldi. 521 (1127) de ders   okutup talebe yetiştirmeye başladı. Müderris olması ve vaiz olması   görüşlerinin yayılmasında etkili olmuştur. Kadiriliğin bu kadar yaygın   olmasının sebeplerinden biri de Abdulkadir-i Geylani'nin çok sayıda   çocuğunun ve torununun olmasıdır. Ailece atalarının ilmine ve manevi   mirasına sahip çıkıp yaymışlardır.
  Kurucusunun ölümünden   Moğolların Bağdatı işgal ettiği 1258 yılına kadar kuruluş dönemini   tamamlayan ve daha bu dönemde kollara ayrılmaya başlayan Kadiriyye, bu   olayın ardından aile mensuplarının şehri terkedip İslam dünyasının   çeşitli bölgelerine göç etmesiyle büyük gelişme göstermiş ve birçok kola   ayrılmıştır. Kaynaklarda Kadiriyye kolu olarak tanıtılan tarikatler 46   tanedir.
 
  Anadolu'da Kadirilik[/b][/font]
 
  Kâdirilik; Eşrefoğlu Rumî   tarafından Anadolu'ya geldiği bilinsede; bilâkis; Seyyid Abdulkâdir   Geylânî [KS]'nin 79 hâlifesinden olan Seyyid Muhammed el-Kâdirî   tarafından gelmiştir. Seyyid Muhammed Efendi; XII. yy'da Bağdad'da iken;   Moğollar'ın istilâsından kaçarak Kayseri'ye kaçmış ve irşâdını orda   sürdürmüştür. Seyyid Muhammed Hâlife'nin; kurduğu bu şûbe'de   "Muhammedîyye" olarak isim kazanmıştır. Daha sonra Kayseri'de; Omuz-ıu   Güçlü gibi şeyhler yetişmiştir. Muhammedîler; Kayserî, İstanbul, Ankara   gibi illerde hâlâ etkindir..
 
  Anadoluya XV. yy da Hacı   Bayram-ı Veli'nin müridi iken onun emriyle Hama'ya gidip Abdulkadir-i   Geylani'nin soyundan Hüseyin el-Hamevi'den hilafet alan Eşrefoğlu Rumi   getirmiştir. Kadiriye'nin Eşrefiyye kolunun piri olan Eşrefoğlu Rumi'nin   kurduğu tarikat geniş bir alana yayılmayıp İznik-Bursa çevresiyle   sınırlı kalmıştır. Kadiriyye XVII.yy da tarikatın Rumiyye kolunun   kurucusu İsmail Rumi'nin faaliyetleri sonucu başta İstanbul olmak üzre   Anadolu ve Balkanlarda yaygınlık kazanmıştır. İsmail Rumi'nin Tophanede   kurduğu Tekke diğer bölgelerde açılan Kadiri tekkelerinin merkezidir.
 
  Güneydoğu Anadolu ve Doğu   Anadoluda kurulduğu XVIII.yy dan beri yaygın olan Kadiriyye,   Abdulkadir-i Geylani soyundan gelen Berzenci ve Sadat-ı Nehri gibi   Suriye'li ve Kuzey Irak'lı şeyh aileleri tarafından temsil edilmiştir.   Aynı bölgeden olup tarikatın Halisiyye kolunu kuran Ziyaeddin   Abdurrahman Halis et-Talibani'nin Sivas'a gönderdiği halifesi Mur-i Ali   Baba (Mor Ali Baba) ve diğer halifeleri vasıtasıyla Halisiyye Anadolu'da   ve İstanbul'da yayılmıştır.
 
  Silsile
 
  Kâdirîye icâzet-nâmelerinde tarikatın silsilesinin Hz. Ali'ye iki şekilde   ulaştığı görülmektedir. 'Abd el-Kâdir-i Geylânî ve Ebû Saîd   el-Muharrimî'den başlayıp M'arûf-ı Kerhî'ye kadar her iki silsiledeki   isimler müşterektir. M'arûf-ı Kerhî'den geriye doğru silsile İmâm Ali   er-Rızâ ve diğer Ehl-i Beyt İmâmlarıyla ve Davud et-Tâî, Habib el-Acemî   Hasan-ı Basrî yoluyla Hz. Ali'ye ulaşır. Bu silsilelerden ilkine "silsile-i zeheb", ikincisine "silsile-i müzehheb" denir.
 
  Tarikatın Öğretisi
 
  Tarikatın öğretisi Abdulkadir Geylani'nin "el-Gunye Li't-Talibî Tariki'l-Hak, Fütühu'l-Ğayb ve el Fethu'r-Rabbani   adlı eserlerindeki görüşlere dayanmaktadır. Abdulkadir Geylani   vasiyetinde oğluna söyledikleri bu eserlerin özeti olması bakımından   önemlidir.
  Oğluna dinin emir ve   yasaklarına titizlikle uymasını, takva sahibi olmasını ögütledikden   sonra tarikatının Kitap ve Sünnet üzerine kurulduğunu; gönül huzuru   cömertlik, bol sadaka verme, her türlü zorluğa katlanma, ihvanın   sıkıntılarına yardımcı olmanın tarikatın esasları olduğunu söyler. Daha   sonra tasavvufun sekiz özelliği olduğunu belirterek bunları sehe, rıza,   sabır, işaret, gurbet, yünlü giymek, seyahat ve fakr olarak sıralar ve   bunların herbirinin bir peygambere ait özellikler olduğunu belirtir.   Kadiriyye'nin beş temel kuralı vardır:
  Himmeti yüceltmek,
  Haramdan sakınmak,
  Hizmeti güzelleştirmek,
  Azmi arttırmak,
  Nimete saygı göstermek.   Himettini yükseltenin derecesi yükselir. Haramdan sakınanı Allâh  korur.   Hizmeti güzelleştirenin keramet sahibi olması gerekir. Azmini artıranın   hidayeti sürekli olur. Nimete saygı gösteren ona şükreder, şükredenin de   nimeti artar.
 
  Başka bir kaynakta ise, Abdulkadir Geylani nefislerini olgunlaştırmak isteyenlerin uyması gereken 10 kuralı şöyle açıklar:
  • Yalandan kaçınmak.
  • Sözünde durmamaktan kaçınmak,
  • Kendine zulmedilse de insanlara beddua etmekten sakınmak,
  • Ehl-i den bir kimseyi şirk, küfür ve nifak ile asla suçlamamak,
  • Kalpten veya dıştan günah işlememek, haramdan korunmak ve bütün uzuvları günahtan alıkoymak,
  • Az ve çok kendine lazım olan yiyeceği insanlara yüklemekten kaçınmak,
  • İnsanlara tama etmeyip, insanların elinde bulunan şeyin onlarda olmasını istememek,
  • Alçak gönüllü olmak,
  • İster doğru ister yalan, ister kasten ister yanlışlıkla Allâh ü Teala'ya and vermemek.
Seyr-ü Sülük
 
  Kadiriyye tarikatında seyr-ü   sülük bütün tarikatkarda olduğu gibi Allâh 'ın yedi isminin (esma-i   seb'a) zikredilmesiyle gerçekleştirilir. Lâ İlahe İllallah, Allâh , Hû,   Hayy, Vahid, Âziz, Vedüd isimlerine usul esması; Hak, Kahhar, Kayyum,   Vehhab, Müheymin isimlerine für-ü esması denir. Usul isimlerinden her   biri nefsin yedi mertebesinden (Emmare, Levvame, Mülhime, Mütmainne,   Raziye, Marziyye, Kamile) birine karşılık olarak belli sayıda   zikredilir. Nefsin her mertebesinin ismi (zikri), seyri, alemi, mahalli,   hali, varidi ve nuru vardır.
 
  Mesela   nefs-i emmare mertebesindeki bir salikin zikri kelime-i tevhid, seyri   illallah, alemi şahadet, mahalli sadr, hali meyil, varidi şeriat, nuru   mavi; nefsi levvamedeki salikin zikri Allâh , seyri illallah, alemi berzah, mahalli kalp, hali muhabbet, varidi tarikat, nuru sarıdır.
 
  Salik ancak bir mürşidin   gözetiminde bir mertebedeki seyrini tamamlayıp onun izniyle diğer   mertebeye geçebilir. İstidat ve kabiliyetine göre bütün mertebeleri aşıp   nefs-i kamile makamına ulaşabilir veya belli bir mertebeyi aşamayıp   orda kalabilir.
 
  Lâ İlahe İllallah, Allâh ,   Hû, Hak, Hayy, Kayyum ve Kahhar isimlerine de makamet esması denir. Bu   isimlerde nefis mertebelerinden herbirine karşılık gelir. Salik hangi   mertebede ise o mertebeye ait ismi iki rek'at namaz kıldıkdan sonra   belli sayıda zikreder. Emmarenin ismi olan kelime-i tevhid 70.000,   levvamenin iami Allâh  60.000, mülhimrnin ismi hü 50.000, mutmainnenin   ismi hak 40.000, raziye ismi hay 30.000, marziyyenin ismi kayyüm 20.000,   kamilenin ismi kahhar 10.000 adet zikredilir. Bazı Kadiri meşayihi dervişlerine makamet esmasını usul esması olarak verir ve usul esması sayısınca zikredilir.
 
  Halvet
 
  Mısır'da, Türkiye'de ve   Hindistan'da yayınlanmış, Abdulkadir Geylani'nin tavsiyesi üzerine   yazılmış olması muhtemel risalelerde, halvete çekilmek isteyen kişinin   gündüz oruç tutmaya, gece de uyumayıp ibadet etmeye devam ettiği   kayıtlıdır. Halvet 40 gün sürer. Eğer inzivaya çekilen kişiye bir hayal   görünürde: "Ben Allâh 'ım" derse, o kişinin "Hayır, bilakis sen Allâh 'tasın"   diye cevap vermesi gerek. Eğer bu bir yanılmaysa kaybolacaktır;   kaybolmazda olduğu yerde durursa bu hakiki bir tecellidir. 40 gün içinde   yiyeceğin derece derece azaltılması ve son 3 gün içinde tamamen   kesilmesi lazımdır. Sonra yavaş yavaş alışılmış yemek usulüne   dönülebilir.
 
  Kadiriyye'de Zikir
 
  Zikir kollara göre farklılık gösterir. Türkiye'deki yaygın kolları Rumiyye ve Eşrefiyye'deki uygulama genel olarak şöyledir:
 
  Dervişler hilal şeklinde   halka oluşturur. Zikre oturularak (kuudi) başlanır. Şeyhin fatiha   okumasından sonra salavat getirilir ve Abdulkadir Geylani'nin Kibrit-i   Ahmer adlı evradı özel bestesiyle okunur, ardından kelime-i tevhid ve   ism-i celal zikrine başlanır. Bu sırada zakirler ilahiler okur. Kuudi   zikir bir zakirin aşr-ı şerif okumasıyla tamamlanır. Ardından ayakta   (kıyami) zikre geçilir. Kıyami zikre toplu olarak, "Cem olmuş dervişleri pirim Abdulkadir'in " sözleriyle başlayan ilahinin okunmasıyla girilir. "Hayyü'l-Kayyüm, Allâh "   esmalarıyla ahenkli bir şekilde hareket edilip dönülerek (devran) devam   edilir. Ritmik adımlarla zikir sağa döndürülür. Bu sırada zakirler   tarafından ritme uygun ilahiler okunur. Zikir töreni bir zakirin okuduğu   aşr-ı şerif ve şeyh efendinin duasıyla sona erer. Zikir sırasında   kudüm, bendir, halile, nevbe gibi vurmalı sazlar da kullanılır.
 
  Semboller
 
  Türkiye deki Kadirilerinin   alameti yeşil bir şerittir(rozet). Mürid adayı bir sene sonunda arkiya,   yani çuha bir külah getirir; müritliğe kabul edildiği takdirde, şeyh bu   külahın etrafına , ortasında mühr-i süleyman bulunan 18 dilimlik bir gül   sarar. Bu külaha Kadirilier taç derler.
  Üzerinde tarikat   sembollerinin işlendiği Kadiri tacının birkaç çeşidi vardır. Bunların en   tanınmışı kubbe kısmı yüksek ve sivri olan ve Bağdat veya Celali   müjganlısı denilen taçdır. Başa geçen lengerinde müjgan denen kürklü bir   kuşak bulunur. Rumiyye koluna ait olan taç beyaza yakın çuhadan   yapılmış olup sekiz terklidir. Tepe kısmında besmeledeki 19 harfi temsil   eden 19 tığlı ve esma-i seb'ayı temsil eden yedi renkli Kadiri gülü   bulunur. Beyaz abadan yapılan Eşrefi tacı 7 terklidir.
 
  Sufiler Buluşması
 
  Kadiriler'in yılda toplam 19   usul buluşması var. Bunlardan biri de Mirace dir. Hz. Muhammet'in Miraç   gecesi semaya çıkıp Hakla buluşmasını simgeler. 1800 lerin sonlarında   Şeyh Galip Efendi'nin Kutbi Nai Osman Dedeye yazdırdığı Miraciye Sultan   II. Abdulhamid'e sunulmuş ve çok beğenilmiş. Miraç kandili haftasını   takip eden günlerde icra edilmesi kaydıyla okunmasına izin verilmiş.   Miraciye, 1950'den itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün izni ve   gözetiminde okunmak şartıyla resmiyet kazandı. Resmen izinli bu gelenek   günümüzde de sürmektedir.
  Adet üzere sufiler buluşması   herkese açıktır. Her meşrepten insan dergaha gelebilir. Genelde   Mevlevî, Rıfaî, Halvetî, Nakşibendî ve Kadiriler katılır. Sufiler   buluşmasında; Cümle kapısından desturla girilip sağ ayakla eşik aşılır,   desturla birlikte sol ayakla dergahdan çıkılır. Makam Şeyhi geldiğinde   cümle kapısında buhurdanlıkla karşılanır, giderken buhurdanlıkla teşri   edilir(uğurlanır). Zira Cenab-ı Hakk, peygamberi böyle karşılayıp   uğurlamıştır.
 
  Dergahta buluşan Sufiler,   tekkenin üst kısmından okunan ezanla birlikte namaza durur. Ardından   'lokma' denen beş çeşit yemek yenir. Lokma bitince yatsı namazı kılınır   ve Miraciye okunmaya başlanır. İlgili bahir(bölüm) gelince bir tabakda   üç ayrı baradkta süt, şeker ve şerbet ikram edilir. Çünkü Allâh ,   peygamberi böyle karşılamıştır. Süt ilim ve temizliği; şerbet tatlı,   mutlu hayatı; şeker ise hayatı renklendiren şeyleri simgeler.
 
  Sonra Kadiri Sancağı önünde   ve Abdülkadir Geylani'yi simgeleyen Baazü'l Eşheb (koruyucu şahin)   simgesinin altında zikrullah başlar. Mevlevi semazeni, Şeyhinin   huzurunda zikrullahın içinde bir zikir çıkartır. Kıyama kalkıldığında   makam şeyhi mevcut en kıdemli diğer tarikat şeyhine "eyvallah" diyerek   deveran meydanını gösterir. Şeyh tempoya uyarak meydan zikrini sürdürür.   Bir müddet sonra eller göğüste boyun kırıp zikrin seyrini makam şeyhine   devreder. Kıyam'da deveran usuldür. Zikrin içindedir, bayram ve kandil   haftalarında yapılır. Daha sonra bütün yarenler elele tutuşup halka   halinde döner. Ruh birliği ve dayanışmayı simgeler bu. Usul kırk dakika   bir saat sürebilir, sonra dua edilip, çay içilir. İşi olan gider,   kalanlar sohbet eder.
 
  1 Himmet : Çalışma, emek, gayret.
  2 Varid : Olabileceği akla gelen.
  3 Sadr : Göğüs, sine.
  4 Meşayih : Şeyh
  5 Evrad : Müslümanlarca belirli zamanlarda okunması âdet olan dualar ve Kur'an ayetleri.
  6 Müştemilat : Eklentiler.                                     
     
         

Kadiri Tarikatı
« Yanıtla #1 : 25 Haziran 2011, 14:08:16 »
                              KADİRİLİK
 
  (Kadiriye), Abdulkadir Geylanî olarak ünlenmiş Muhyiddin Ebû Muhammed b.   Ebû Salih b. Zengi-Dost (d. 1077 Geylan-ö. 1165 Bağdat)'u öncü kabul   eden tarikat. Bağlılarınca Gavsu'l-Azam, Kutub, Bâzullah,   Sultanu'l-Evliya, Ayetullah gibi lakablarla anıları Abdulkadir Geylânî,   öğrenimini tamamladıktan sonra başladığı ders ve vaazlarını kesip yirmi   beş yıl kadar süren uzlet hayatı sürdüğü bilinen bir husustur. Tasavvuf   alanındaki mürşidi Ebu Saîd el-Mübarek b. Ali el-Mahzûmî idi. Tarikat   silsilesi el-Mahzûmî, Ebu'l Hasan Ali İbn Muhammed b.Yusuf el-Kureşi,   Ebu'l-Ferec Yusuf el-Tarsusî, Abdu'l-Aziz et-Temimî, Ebubekr Şiblî,   Cüneyd Bağdâdî, Sırriyü's-Sakatî ve Maruf el-Kerhî aracılığı ile Ehl-i   Beyt imamlarından Ali el-Rıza'ya, ondan da Musa el-Kâzım, Cafer   es-Sâdık, Muhammed el-Bâkır, Zeyne'l-Abidin ve Hüseyin b. Ali aracılığı   ile Hz. Ali'ye dayanır.
  Bugünkü kadiriye tarikatında izlenen birçok yol ve inanılan birçok   hususun Hz. Ali ile hiç bir ilgisi olmadığı gayet açık olmasına rağmen   her nedense bu tarikat silsilesi ona dayandırılmıştır. Hz. Ali'yi   tanıyan ve bilen herkes onun böyle inanmadığını ve bu gibi davranış,   amel ve inançları reddettiğini de bilmektedir. Ancak bu tarikatta   görülen bir çok bid'at ve hurafenin sonradan İslam'a mal edildiği ortaya   çıkmaktadır. Bu bid'at ve hurafelerin yanısıra Kadirilik'te zühd ve   takvaya dayalı ameller de mevcuttur. Kadirilik'e göre tasavvuf seha,   rıza, sabır, işaret, gurbet, seyahat, fakr ve suf (yün elbise) giyinmek   üzerine kuruludur. Geylani'ye göre bir mürid önce bir çile dönemi   yaşayarak zâhitliğe tamamiyle alışmalı, sonra uzaklaştığı dünyaya   yeniden dönerek haz ve nasibini ala ala başkalarını irşad etmeli,   aydınlatmalıdır. Ancak dünya ve ahiret nimetlerinin insan ile Allâh    arasında bir perde olduğu unutulmamalı, mutasavvıf bu nimetleri değil,   Allâh 'ın zatını kendine amaç edinmelidir. Bunun için üç konuya özen   gösterilmelidir: Allâh 'ın emirlerini yapmalı, yasaklarından kaçınmalı ve   kadere boyun eğmelidir. Mürid öncelikle farz görevlerini yerine   getirmeli, bunları bitirdikten sonra vacib ve sünnetleri yapmalı, daha   sonra da nafile ibadetlerle uğraşmalıdır. Nafile ibadetlerin en önemlisi   ise zikirdir.
  Kadirilik'e giriş "Mübayaa" denilen bir törenle gerçekleşir. Bu tören   sırasında şeyh önce üç kere Fatiha'yı, arkasından mübayaa âyetini okur   ve üç kere "Estağfirullah el-azim ve etubü ileyh" der. Sağ eliyle adayın   sağ elini tutar ve "Ben Allâh 'a, meleklerine, peygamberine şehadet   ederim. Şüphesiz ben Allâh  ve Rasûlüne bütün günahlarımdan dolayı tevbe   ve Rasûlünün emirlerine imtisal, yasaklarından ictinabla Hakk'a ibadete   gayret ediciyim. Takatım nisbetinde fakir ve düşkünlerin hizmetine   koşmanın en büyük vazife olduğuna inancım tamdır. Abdulkadir Geylanî   Hazretleri dünya ve ahirette bizim şeyhimiz olsun. Bu ikrarımıza Cenab-ı   Hak şahittir" diyerek telkinde bulunur. Telkinin son bölümü bir   ahitleşmedir: "El şeyhimizin elidir. Sizin örnek tutacağınız zat Seyyid   Şeyh Muhyiddin Abdulkadir Geylanî'dir. Ahid Allâh  ve Rasûlü iledir." Bu   sırada mürid dizleri üzerine çöker ve gözlerini kapar. Şeyh üç kere   kelime-i tevhidi tekrar eder, mürid de onu takip eder. Daha sonra bir   makas getirilerek müridin alnından bir miktar saç kesilir. Bu, müridin   masiva ile kalbî bağlarının kesildiğini simgeler. Daha sonra hep   birlikte kıbleye yönelerek üç kere tekbir getirirler. Tören şeyhin   duası, Hz. Peygambere salat ve selam, Hz. Peygamber'in, bütün   peygamberlerin, ashabın, geçmiş velilerin, Abdulkadir Geylanî'nin ve   tarikat büyüklerinin ruhlarına okunan Fatiha ile sona erer.
    Kadirilere göre Mübayaa'nın her harfinin özel bir anlamı vardır. Bu   anlamlar, bir bakıma Kadirilik'in esaslarını belirtir. Buna göre: Mim,   Allâh 'ın bâkî, nefsin fânî ve mürşidin kemal sahibi olduğunu bilmektir.   Be, Kalbin Allâh  ile, cesedin ibadet ile, zatın mürşide hizmetle, ayağın   İslam'a uymakla beka kazanmasıdır. Elif, mirac ile ruhun saflaşması,   her zaman verilen sözü yerine getirme, mürşidin söz ve davranışlarına   içten inanmadır. Ye, sebat, bütün hallerde ihlâsın kaynağı bulunduğu   intibaını uyandırmaktır. Ayn, himmet yüceliği, başkalarına uymama ve   sağlam bir kalbe sahip olmadır. Te, doğruluk, tevekkül, tahakkuk ve   tahkik ehli olmaktır. Kadirilik'te zikir açık olarak ve çok defa topluca   yapılır. Zikir sırasında oturulabileceği gibi ayakta da durulabilir.   Zikir ayakta yapılacaksa halka biçiminde dizilen müridler ellerini   birbirlerinin omuzları üzerine koyarak hep bir ağızdan zikre başlarlar.   Genellikle "Hu" diyerek yapılan zikir sırasında gözler kapatılır; baş,   kelime-i tevhidi temsil edecek biçimde sağa-sola sallanır. Kadirilerin   ayrıca her sabah namazından sonra ya da günün uygun bir vaktinde okumak   zorunda oldukları virdleri vardır. Allâh 'a hamd, Hz. Peygamber'e salat   ve selam ile dualardan oluşan bu virdler Arapça olarak okunur. Kadiriye   tarikatı İslam dünyasında en yaygın tarikattır. Tarikat merkezi   Bağdat'taki dergahtır ve halen Geylânî'nin soyundan geldiği kabul edilen   birisi tarafından yönetilir. Kadirilik'i Anadolu'ya ilk getiren kişi   Eşrefoğlu Rûmî'dir (ö. 1469). Eşrefoğlu Rûmî'nin kurduğu Eşrefiye kolu,   Kadirilik'in tanınmasında önemli bir rol oynamıştır. Eşrefiye'nin daha   çok Bursa ve çevresinde yayılmasına karşılık, Kadirilik'i İstanbul'da   tanıtan İsmailiye ya da Rûmiye denilen kol olmuştur. Bu kolun kurucusu   İsmail Rûmî (ö. 1631) Anadolu ve Rumeli'de kırk kadar Kadiri tekkesi   açmıştır. Anadolu Kadiriliğinin merkezi de İsmail Rûmî'nin İstanbul   Tophane'de yaptırdığı Kadirihane'dir. Fas'tan Endonezya'ya kadar çok   sayıda üyesi bulunan Kadirilik, kendisinden sonra zok sayıdaki kollar   aracılığı ile güç ve etkinliğini arttırmıştır. Bu kolların başlıcaları   Esediye, İseviye, Yafiiye, Hilaliye, Garibiye, Halisiye, Eşrefiye ve   Rûmiye'dir. Kadiriler, mühr-i Kadiri denilen bir külah (sikke), çok   süslü bir tac, değerli kumaşlardan yapılan kolları geniş ve belden bir   kuşakla bağlanan haydariye ya da cübbe ve şalvardan oluşan özel   giysileriyle diğer insanlardan ve tarikat üyelerinden ayrılırlardı.   Türkiye'de varlığını günümüzde de sürdüren Kadirilik, üyelerinin "burhan   gösterme" adını verdikleri şiş kaplama, kızgın fırına girme, ateşle   oynama gibi gösterileri bugün de büyük ilgi çekmektedir. Ancak bu gibi   gösterilerin Hz. Peygamber, sahabe ve tabiin devrinde görülmemiş bir   takım bid'atler olduğu görülmektedir. Silsilesinin Hz. Ali'ye dayalı   olduğunu iddia ettikleri bu tarikatta görülen şiş vurma, ateşe girme vb.   davranışların Hz. Ali ile ilgisinin olmadığı ve bütün bunların sonradan   uydurulduğu gayet açıktır.
  Ahmet ÖZALP
 
  ALINTIDIR
 
                                     
     
         
     

Kadiri Tarikatı
« Yanıtla #2 : 25 Haziran 2011, 14:08:40 »
                              Pirler   Piri Abdulkadir Geylani Hazretleri Bağdat’ta yaşadığı ve de halkı irşad   ettiği dönemlerde o zamanın ileri gelen meşayıhı kiramı kendisini mana   aleminde sınav yapmak için bir bardakta süt gönderirler. Bu göndermiş   olduğu sütle “Biz bu bardaktaki süt gibiyiz ” demek isterle.
  Bunun   üzerine Gavsul Azam Abdulkadir Geylani Hz.’leri de cevaben o süt dolu   bardağın içerisine dalı uzun olan bir gül koyarak geri gönderirler. Yani   : “Siz bu süt gibiyseniz bende bu sütün üzerindeki gül gibiyim” der.
  Bekledikleri cevabı alan o zamanların meşayıhı kiramları hep bir ağızdan “Saddaktü” (sana inandık) Derler..
  Günümüzün   945 yıl’a yakın yani hicri 471 yılında “Geylan” kasabasında dünyaya   gözlerini açmıştır. Bu fani dünya aleminde 90 sene yaşamış ve ebedi   aleme göçmüştür. Baba’sının adı Seyyid Ebu Salih’tir.
  Soyu baba   tarafından Hz. Hasan (r.a) Efendimize, anne tarafından Hz. Hüseyin   (r.a) Efendimize dayanır. Yani anne ve baba tarafından soyu Peygamber   Efendimiz’in torunlarına kadar uzanır.
  Abdulkadir Geylani Hz.’leri Hanbeli mezhebinde idiler. Türbesi Baağdatta bulunmaktadır.
  Manevi silsilesine gelince Peygamber efendimizden (s.a.v) sonra sırası ile :
  Seyyidi Kainat Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)
  Seyyidi İmam Ali el Murteza (r.a)
  İmamı Hüseyin Şehid-i Kerbela (r.a)
  İmamı Zeynel Abidin (k.s)
  İmamı Muhammed Bakır (k.s)
  İmamıCaferi Sadık (k.s)
  İmamı Musa Kasım (k.s)
  İmamı Ali Rıza (k.s)
  İmamı Taki (k.s)
  İmam Naki (k.s)
  İmamı Hasan-ül Askeri (k.s)
  İmamı Muhammed Mehdi (k.s)
  Eşşeyh Hasan-i Basri (k.s)
  Eşşeyh Habibi Acemi (k.s)
  Eşşeyh Davud-i Tai (k.s)
  Eşşeyh Maruf Alliyyül Kerhi (k.s)
  Eşşeyh Seriyyi Sakati (k.s)
  Eşşeyh Cüneyd-i Bağdadi (k.s)
  Eşşeyh Ebubekir-i Şibli (k.s)
  Eşşeyh Abdulvahid Ettemimi (k.s)
  Eşşeyh Ebul Ferec et-Tusi (k.s)
  Eşşeyh Hasan Kureyşi El-Hekari (k.s)
  Eşşeyh Ebu Said Mubarek El Mahzun (k.s)
  Eşşeyh Esseyyid Gavsul Azam Ba’zu'l-Eşheb, Muhyiddin Abdulkadir Geylani (k.s)
 
  Tarikat-ı   Kadiriyye'nin mânevi silsilesini altın zincirinin halkalarını üç   bölümde ele alabiliriz. Birincisi yukaruda sıraladığımız Rasulullah   (s.a.v) den Abdulkadir Geylani Hazretlerine kadar uzanan bölüm oda   sırasına göre şu şekildedir.
 
  Eşşeyh Esseyyid Abdulkadir Geylani (k.s)
  Eşşeyh Ahmeder-Rufai (k.s)
  Eşşeyh Ahmed-el Bedevi (k.s)
  Eşşeyh İbrahim-i Dussuki (k.s)
  Eşşeyh Mevlana Celaleddin-i Rum-i (k.s)
  Eşşeyh Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaüddin (k.s)
  Eşşeyh Abdurrezzak (k.s)
  Eşşeyh Hüseyni Ezmirani (k.s)
  Eşşeyh Süleyman-i Bağdadi (k.s)
  Eşşeyh Abdurrahman-i Halis-i Talabani (k.s)
  Yukarıda   yazmış olduğumuz bölümde isimlerinin yanında x (yıldız ) olan zatlar beş   büyük tarikatların kurucuları ve de pirleridir.
 
  Üçüncüsü :   Yani son bölümü ise kol Üstadımız Eşşeyh Abdurrahman-ı Halis-i Talabani   Hazretlerinden bu zamana ve bizlere kadar uzana gelen bölümdür ve oda   sırası ile böyledir.
 
  Eşşeyh Abdurrahman-ı Halis-i Talabani (k.s)
  Eşşeyh Aliyyül Bağdadi (k.s)
  Eşşeyh Dede Osman Avni Urfevi (k.s)
  Eşşeyh Hacı Ömer Hüdai Kühengi (k.s)
  Eşşeyh Hacı Muhammed Kürki (k.s)
  Eşşeyh Hacı Mustafa Hayri Malatyavi (k.s)
  Eşşeyh Hacı Niyazi (k.s)
  Eşşeyh Hacı Mehmed Emin (k.s)
  Eşşeyh Hacı Abdulhâlil Müceddid-i
  Eşşeyh Hacı Abdullah Faruki el Müceddid-i (k.s)
  Eşşeyh Hacı Mustafa Çorumî (k.s)
  Eşşeyh Hacı Muhammed Bilal Nadir (k.s)
  Eşşeyh Hacı Abdullah Baba (k.s)
  Eşşeyh Hacı Lokman Baba (k.s)
  Eşşeyh Hacı Muzaffer Efendi (k.s)
  Eşşeyh Hacı Muhammed Efendi (k.s)
 
  ...
 
  Listeye Hacı Mehmed Emin Efendi'den sonra biraz ekleme yapılmış ve incelemenize sunulmuştur.                                      
     
         

    Dua hazinesi4

  • Genel Moderatör
  • ***
  • İleti: 12620
  • Konu: 1978
  • Allâh ım bizi affet
  • Çevrimiçi
Kadiri Tarikatı
« Yanıtla #3 : 25 Haziran 2011, 21:19:04 »
 razizxcv gul445zxcv tskxz2 elinizexss emekzx


Paylaş facebook Paylaş twitter