Dua gibi silahımız varken

Dua Hazinesi/Dua gibi silahımız varken => Günümüzde sık sık şâhid olduğumuz bazı hâdiseler, içinde bulunduğumuz mânevî boşluğun derinliğini fazlasıyla ortaya koymaktadır. Bu öyle bir

Gönderen Konu: Dua gibi silahımız varken  (Okunma sayısı 3406 defa)

    Tijen

  • " Vicdanın sesini kaybetme sakın!
  • Dua Dostu
  • Uzman Üyemiz
  • *****
  • İleti: 11532
  • Konu: 2007
  • Nerden : ~MuammA~
  • Bismillah, her hayrın başıdır...
    • Dua Hazinesi
  • Çevrimdışı
Dua gibi silahımız varken
« : 21 Kasım 2010, 15:30:56 »

Günümüzde sık sık şâhid olduğumuz bazı hâdiseler, içinde bulunduğumuz mânevî boşluğun derinliğini fazlasıyla ortaya koymaktadır. Bu öyle bir derinlik ki; âdeta inançlarımız sarsılmış, en ufak sallantıda yıkılmaya mahkûm durumdadır.
Çevremizde hep duyarız:
“-Oğlum iş bulamadı, falanca türbeye gidip bozuk para attım. Kızımın kısmeti kapalı, filanca türbeden taş topladım. Çocuğum olmadı, bilmem hangi türbeye bebek patiği bıraktım. Ev almak istiyorum, bir evliyânın mezarına anahtar sürdüm…”

Günümüzde oldukça yaygın olan bir şey daha var. Özellikle küçük çocuklara, nazar değmesin diye “mavi boncuk” takarlar. Kul yapısı bir boncuktan ne beklenir ki? Varlıkları, asıl sahibinden daha iyi, kim muhafaza edebilir? Hem Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de nazar, büyü, sihir… gibi kötülüklerden nasıl korunacağımızı bildirmiyor mu? Yüce Kitabımızda “muavvizeteyn” (Felak-Nâs) sûreleri yok mu? Bize gelecek fenalığı engellemek, bir boncuğa mı kaldı? Hem Rabbimiz, Zümer Sûresi’nin 38. âyetinde:
“Andolsun ki onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan, «Elbette Allâh ’tır.» derler. De ki: «Öyleyse bana söyler misiniz? Allâh , bana bir zarar vermek isterse, Allâh’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği bir zararı giderebilirler mi? Yahut Allâh , bana bir rahmet dilerse, onlar O’nun verdiği bu rahmeti önleyebilirler mi?» De ki: «Allâh  bana yeter. Tevekkül edenler, ancak O’na güvenip dayanırlar.»” diye buyurmuyor mu?
Ayrıca son dönemlerde de çok yaygınlaşan bir şey daha var. “Bir duâ yazıp, sonuna da bu duâyı dokuz kişiye gönderirsen, akşama kadar dileklerin gerçekleşecek veya sevinçli bir haber alacaksın…” gibi e-mail ya da mesajlar gönderiyorlar. Nerden biliyorsun ki? Bunu, ancak Rabbim bilir! İşimiz, bir mesaja mı kaldı? Toplumumuzda bu tür şeylere olan rağbetin artışı, inanç dünyamızdaki noksanlıkların göstergesidir.
Üstelik abdest alıp namaz kılan, dinimizi yaşama gayreti içinde olan kişiler de böyle hatalara düşebiliyorlar. Peki, nerde kaldı, Rabbimize namazlarımızın her rekâtında:
“İyyâke na’budü ve iyyâke nesteîn”
(Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Sen’den yardım dileriz.) diye seslenişimiz!...

Bir mezar taşı, türbeye bıraktığımız herhangi bir şey veya oradaki evliyâ, kendi başına ne yapabilir ki? Rabbimin izni olmadan, yaprak bile kımıldamaz. Hem “Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Sen’den yardım isteriz.” deyip hem de niye Allâh ’tan başkasından medet umuyoruz ki? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu derler ya, o hesap!
“Allâh  dostları hürmetine” yine Rabbimizden isteyip, hâlimizi O’na arz ettikten sonra; dinimizde türbe-kabir ziyaretlerinin bir mahzûru yok. Bunun hâricinde yapılan her şey, kabirdekilerden bir şeyler istemek, onlara adak adamak, mum, çaput vs. bağlamak… hep bid’at ve sapıklıktır.
Bir de bu tür hatalar yapmadığı hâlde bid’at sahiplerini uyarmayıp, yanlışlarını görmezden gelen müslümanlar var. Onlar, bu kişilere:
“-Yok kardeş, ben Allâh ’tan isterim, öyle şeylere aklım ermez, onaylamıyorum; ama saygı duyarım, o senin düşüncen!..” gibi şeyler derler.
Müslüman vakarlı olmalıdır. Allâh’ın rızasına uygun olmayan hiçbir şeye saygı gösterilmez. Birileri, bir yerde yanlış yapıyorsa, buna göz yummamalı, en azından hatalı olduğunu dile getirmeliyiz. Rasûl-i Ekrem -sallâllahu aleyhi ve sellem-:
“Bid’at sahibini red ve inkâr eden kimsenin kalbini, Allâh  Teâlâ emniyet ve îmanla doldurur. Bid’at sahibine ihânet eden kimseyi, büyük korku gününde Allâh  Teâla emin kılar. Bid’at sahibine karşı yumuşak davranıp, ona ikramda bulunan ve güler yüz gösteren kimse, Allâh  Teâla’nın Muhammed aleyhisselam’a indirdiğini istihfaf etmiş (hafife almış) olur.” buyurmuştur.
Her türlü bid’at ve hurafeden uzak durduğumuz gibi, bilerek veya bilmeyerek bid’at işleyen kimseleri de tatlı bir dil ve münâsip bir lisân ile ikaza çalışmak lâzımdır. Eğer bid’at sahibi, öğüt kabul etmezse, biz üzerimize düşen “emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker” (iyiliği emredip kötülükten vazgeçirme) vazifemizi yapmış oluruz. Din kardeşimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmiş sayılırız. O ikazımıza rağmen, yine bid’at işlemeye devam ediyorsa, ondan yüz çevirmek de müstehaptır.

Şiddetle takbih edilmeyen (çirkinliği ortaya konmayan) bid’atler, kolaylıkla insanlar arasına yayılır ve kötülüğü herkese sirâyet eder. Bilmeyen insanlar da, bu bid’atlerin dînin bir gereği zannederler.
Müslüman, akıllı ve firasetli olmalıdır. Bizim duâ etmek gibi güzel bir nimetimiz var. Duâ, mü’minin silahı, her kapının anahtarıdır. Yüce Rabbimizin “Kulum, Ben’den iste ki, vereyim.” diye bir vaadi var. O hâlde neden saçma sapan şeylere ihtiyaç duyuyoruz ki?
Bir derdiniz, bir murâdınız mı var? Kalkın gecenin seherinde, çok değil, iki rekât “Hâcet Namazı” kılın; açın ellerinizi Allâh’a, içten gelen samimi duygularla ve ağlayarak yalvarıp, O’nun bitmez tükenmez hazinesinden isteyin. Zira gözyaşı, rahmeti celp eder. Cenâb-ı Hak, Furkan Sûresi’nin 77. âyetinde:

“Rasûlüm de ki: Kulluk ve yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?!” buyuruyor.
Câiz olan bütün arzularınız için meşrû yollardan, sebebine müracaat ettikten, yani fiilî duâmızı da yerine getirdikten sonra, Rabbimizden isteyin. Biricik Yaratanımız, sahibimiz O değil mi! Niye âciz varlıklardan medet umuyoruz ki?
Duâ, her ân edilir, vakti zamanı olmaz; ama daha makbul olduğu muhtelif zamanlar vardır ki; o vakitleri iyi değerlendirmek lâzımdır.
Bir de duâsı, Allâh  katında, geri çevrilmeyecek insanlar vardır; onların da duâsını alma gayreti içinde olmalıyız. Yani bu konuda biraz fırsatçı davranmalıyız. Hem Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz, sâlih kullarının dilinden hayırlı evlat, helâl rızık, ilim talebi… gibi çeşitli duâ ayetleri öğretiyor, hem de her türlü hastalığın şifâsı için okunabilecek şifâ âyetleri var. Ayrıca Rabbimiz güzel isimleri olan “Esmâü’l-Hüsnâ”yı da duâlarımıza eklememizi istiyor.
Önemli olan, istemesini bilip âdâbına uygun hareket etmektir. Hak Teâlâ, bir kulunun murâdını gerçekleştirmeyi dilerse, çeşitli vesîleler verir. Öyleyse esas olan vasıtalara takılıp kalmamak, her türlü sebep ve vesîlenin gerçek sahibi Rabbimize, O’nun râzı olduğu şekilde yönelmektir.
Sık sık duyarım:
“-Ben duâ ediyorum; ama duâm bir türlü kabul olmuyor!..” diye...

Bu, oldukça yanlış bir düşünce... Bir kere duâmızı, kabul olacağına inanarak etmeliyiz. Allâh  Teâla:
“Ey benim meleklerim!.. Kulumun ısrarla yaptığı duâyı kabul ettim ve istediğini verdim. Çünkü bir kulumun uzun uzadıya duâ edip inlemesinden utanır, haya ederim” buyuruyor. O hâlde duâda ısrarcı olmamız elzemdir.
Bazen Cenâb-ı Hak, duâmızı kabul eder; fakat istediğimiz şeyi vakti gelince verir. Olaylara Hızır -aleyhisselâm- gözüyle bakmalıyız. Bazen hakkımızda şer olabilecek bir şeyi istiyor olabiliriz. Bunu biz bilemeyiz, ancak Rabbimiz bilir.
Zamanın birinde bir padişah varmış. Çocukluğundan beri yanından hiç ayırmadığı arkadaşını kendisine vezir yapmış. O arkadaşı, yaşadığı her şeye:
“-Var bunda da bir hayır!..” dermiş. Bir gün iki dost avlanmaya gitmişler. Vezir, tüfeği hazırlayıp padişaha veriyormuş. Kurşun geri tepip padişahın parmağını koparmış. Vezir, her zamanki gibi:
“-Var bunda da bir hayır!..” demiş.
Bu duruma çok sinirlenen padişah, onu zindana attırmış. O olaydan bir sene sonra, padişah adada yamyamlara esir olmuş. Onların inançlarına göre ise; bir uzvu eksik insanı yemek uğursuzlukmuş. Parmağı olmadığı için padişahı serbest bırakmışlar. Hatasını anlayan padişah, hemen zindana attırdığı vezirine gitmiş ve özür dilemiş. Arkadaşının cevabı yine her zamanki gibi:
“-Var bunda da bir hayır!” olmuş. Padişah:
“-Bir sene boşu boşuna zindanda yattın, bunda ne hayır olacak yahu?!” demiş.
Vezir:
“-Eğer zindanda olmasaydım, senin yanında olacaktım ve o zaman da yamyamlar beni yiyecekti.” diye cevap vermiş.
Rabbim, bizlere de şerlerdeki hayırları görmeyi nasip eylesin!

Açıkça haram olan bir hususu arzu etmedikçe Allâh ’tan ısrarla isteyin, inanın ki, boşuna değildir. Zira Rasûl-i Ekrem -sallâllahu aleyhi ve sellem- :
“Herhangi bir müslüman; günâhla, akrabalığı kesmekle ilgisi olmayan bir duâ ederse, Allâh  ona üç şeyden birini verir:
1- Ya duâsını dünyada kabul eder.
2- Veya âhirette sevabını hazırlar.
3- Yahut istediğinin misli olan bir fenâlığı kendinden giderir.”Cenâb-ı Hak, cümlemizi âciz varlıklardan medet ummak sûretiyle sapıklık ve bid’atlara düşmekten korusun. Son nefesimize kadar îmânımızı sıdk ile muhâfaza buyursun. Ömrümüzü, Kur’ân ve Sünnet ışığı ile aydınlatsın.
Bizleri fiilî ve kalbî duâlarımız sayesinde kendisine yakın olan kullarından eylesin!.. Âmin!


Alıntı
« Son Düzenleme: 14 Ekim 2011, 20:51:31 Gönderen: Tijen »

Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #1 : 21 Kasım 2010, 17:25:42 »
emeginize saglık kardeşim.

Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #2 : 21 Kasım 2010, 20:30:31 »
emegine saglık tijen

    Dua hazinesi4

  • Genel Moderatör
  • Uzman Üyemiz
  • ***
  • İleti: 12087
  • Konu: 1832
  • Allâh ım bizi affet
  • Çevrimdışı
Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #3 : 21 Kasım 2010, 20:40:01 »
“İyyâke na’budü ve iyyâke nesteîn”
(Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Sen’den yardım dileriz.)

Bir derdiniz, bir murâdınız mı var? Kalkın gecenin seherinde, çok değil, iki rekât “Hâcet Namazı” kılın; açın ellerinizi Allâh’a, içten gelen samimi duygularla ve ağlayarak yalvarıp, O’nun bitmez tükenmez hazinesinden isteyin. Zira gözyaşı, rahmeti celp eder. Cenâb-ı Hak, Furkan Sûresi’nin 77. âyetinde:
“Rasûlüm de ki: Kulluk ve yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?!” buyuruyor.



 raziolxys 1gul

    Tijen

  • " Vicdanın sesini kaybetme sakın!
  • Dua Dostu
  • Uzman Üyemiz
  • *****
  • İleti: 11532
  • Konu: 2007
  • Nerden : ~MuammA~
  • Bismillah, her hayrın başıdır...
    • Dua Hazinesi
  • Çevrimdışı
Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #4 : 06 Şubat 2011, 10:48:24 »

Ecmaîn okuyan gözlerinize yüreğinize sağlık.

Bugünlerde dualarıma , dünyanın dört bir yanında ve güzel ülkemde zulüm görenleri katıyorum öncelikle.
Elimle düzeltmeye gücüm yetmiyor,dilimle ne kadar serzenişte bulunsam da duyan olmuyor.
Ben de en büyük güç olan Rabbime açıyorum yine içimi.
Buruk bir huzur kaplıyor bu defa kalbimi.
Ne de olsa,mazlumlar sahipsiz değil,ne de olsa  zerre miktarı iyilik yapan da,zerre miktarı kötülük yapan da karşılığını görecek.
Ne de olsa dünya hayatı sonsuzluğun yanında bir rüya misali..
Yine de huzur istemekten,barış ve güzel yarınlar dilemekten bir an bile vazgeçmemeli.
Rabbin hudutsuz hazinesinden,en çok da başkaları için istemeli ki melekler olsun duacımız.
Dua ve muhabbetle.


« Son Düzenleme: 15 Ocak 2014, 08:59:18 Gönderen: Tijen »

    Dua hazinesi4

  • Genel Moderatör
  • Uzman Üyemiz
  • ***
  • İleti: 12087
  • Konu: 1832
  • Allâh ım bizi affet
  • Çevrimdışı
Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #5 : 25 Mayıs 2011, 10:44:12 »
İyyâke na’budü ve iyyâke nesteîn”
(Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Sen’den yardım dileriz.)

Ynt: Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #6 : 18 Eylül 2011, 19:07:30 »
Duândaki devam ve ısrara rağmen,Lütuf ve ihsan vaktinin gecikmesi,üzülmene ve ümidini kesmene sebeb olmasın.

Çünkü duâya icabet;Senin istediğin vakitte değil,

Allâh ’ın -c.c.-senin için tercih ettiği zamanda tecelli edecektir.

Ynt: Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #7 : 18 Eylül 2011, 19:12:23 »
Şahsi tavsiyem başkaları için bol bol dua ediniz.

Ediniz ki Allâh  doğru olanı bulduracaktır.

Bunu denedim.

Dua ederken ben, Rabbime derim ki en sonunda;
Tanıdığım tanımadığım, sadece Sen den isteyen tüm kullarının Dualarını kabul et Rabbim

Orada bir kul sadece bir kul Allâh ım bu cemaatin dualarını kabul et der belki ve Rabbim o kulu geri çevirmez...

Gayem şudur ki: Siz başkalarına dua ederken Allâh  derdinizi unutturuyor. Nice dertlilerin halleri size sıkıntınızı aşmada güç veeriyor.

Bol bol dua edelim.

Hem kendimize hem arkadaşlarımıza hem de insanlığa..

Dua eden boş kalmaz... Mahrum kalmaz.

Şükür ki Allâh  kolaylık verdi.

Ynt: Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #8 : 18 Eylül 2011, 19:16:09 »
Mevlana,Mesnevi’sinde bir kamilin şaşı olan müridinden bahseder.Bu kamil insan, müridine der ki: “Evladım, bana testiyi getir.” Mürid,şaşı olduğu için testiyi iki tane görür...Ve, “Sultanım testi iki tane,hangisini getireyim?” der.O kamil,bir hakikatın ispatı için ona, “O zaman birini kır,ötekini getir.” der.Mürid birini kırdığında elinde sadece testinin sapı kalır.İkinci bir testinin olmadığı hakikatı ile karşılaşır.
Mevlana Hazretleri,bu misalde nefs içerisindeki insanların hakikat karşısında şaşı olduğunu beyan eder.
Nefs içerisinde bulunduğumuz zaman gerçeği göremez ve hakkı batıldan ayıramayız.
 Bu sebeple devamlı hata ve isyan içerisinde bulunuruz.
Eninecim,dışarıdan bize gelen kötü istekler,şeytandan gelmiş olmakla beraber,geçici bir hastalıktır.
 Ayette de belirtildiği gibi:
"...Şeytanın aldatması elbette zayıftır"(Nisa/76)
Küçük bir ilaçla kolayca giderilebilir.
Benim bildiğim ve sürekli uyguladığım,bunun için,nefsimizi temizlemek için en tesirli ilaç Kelime-i Tevhid'i söylemektir.
Bir de aşk ve muhabbet yolu ile nefsimi terbiye etmeye çalışırım.
Zikre kuvvet veririm,aklımı,şevkimi,sevgimi Allâh 'ü Teala Hazretlerinin yoluna veririm.
Kalbimin derinliklerine inerek O'nu(cc)bulmaya,hissetmeye çalışırım.
Allâh 'ü Teala nefsimizle aramızı uzak kılsın...Bizi nefsimize değil,nefsimizi Cenabı Hakk'a kul eylesin inşAllâh ...
Nefsine güvenen ve nefsine itimat eden bedbahttır.Nefsinin ayıbını gören bahtiyardır.(Bediüzzaman Sait Nursi)
Düşünceler karşısında pişman olmak bir nevi tövbedir.Halis bir kalp ve niyetle ibadetlerimize devam edelim.Ayrıca hiçbir zaman yalnız değiliz.Hikmeti,rahmeti,kudreti sonsuz her daim bizlerle.
Hasbünallahu ve ni'mel vekil ni'mel Mevla ve ni'me'n nasır
 (Allâh  Teala, bize yeter, O ne güzel vekildir. Ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır.)

Ynt: Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #9 : 18 Eylül 2011, 19:35:04 »
Evet, başkası adına dua okunabilir. Böyle duanın kabul olma ihtimali daha yüksektir.

Gıyabında başkası için yapılan dua, kişiye "günahsız dille dua etme" şeklinde nitelendirilmiştir. Günah işleyen kimseye gıyabında dua edilirse, o kimse günahsız bir dille dua etmiş olur. Çünkü dua eden, işlenen günahtan sorumlu değildir.

Bir müminin diğer müminler için dua etmesinin ne kadar önemli olduğunu bildiren hadislerden ikisi şöyledir:

“Bir Müslüman, yanında bulunmayan bir din kardeşi için dua ederse, mutlaka melek ona, aynı şeyler sana da verilsin, diye dua eder.” (Müslim, Zikir 86; Ebû Dâvûd, Vitir 29)

“Bir Müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe, yanında bulunan görevli bir melek ona, ‘Duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin.’ diye dua eder.” (Müslim, Zikir 87, 88; İbni Mâce, Menâsik 5)

Diğer taraftan, Ebû Said el-Hudrî (r.a.), "Bir gün, akşamdan sabah fecir doğuncaya kadar Resülullah (s.a.s.)'ın gece ibadetini gözledim. "Allâh 'ım! Osman b. Affan... Ben ondan razıyım." diye dua ettiğini gördüm," diyor. (Ebû Ca'fer Ahmet et- Taberî, er-Riyadu'n- Nedire fi Menakibi'l- Aşere, III, 29)

Enes b. Malik de geceleri birbirlerine şöyle dua ettiklerini söyler:"Allâh  size iyi kişilerin namazını ihsan etsin. Onlar ki, gece ibadet eder, gündüz oruç tutar ve günah işlemezler." (Ebû Nuaym, Hilye, II, 34)

Bu rivayetler mü’minlerin birbiri hakkında yapacakları duaya Allâh  Teâlâ’nın verdiği önemi ve değeri ifade etmektedir.

Mü’minlerin birbirlerini sevmeleri, birbirlerinin iyiliğini ve saâdetini istemeleri, bunun için de birbirlerine hayır dua etmeleri Cenâb-ı Mevlâ’yı son derece memnun etmektedir. Başkalarını düşünecek kadar geniş bir gönüle sahip olan böyle kullarını mükâfatlandırmak için de hadîs-i şerîfte anlatılan yola başvurmaktadır. Şöyle ki, bir kimse din kardeşinin hayrını istediğinde veya onun başındaki bir sıkıntının giderilmesi için dua ettiğinde, yanında görevli olan melek, duasına “âmin” yani “Allâh  duanı kabul etsin” demekte, sonra da “Kardeşin için istediğin şeyler sana da verilsin.” temennisinde bulunmaktadır. Bir Müslümana onun duymayacağı şekilde dua etmek riyâ ve gösterişten tamamen uzak olacağı için, Allâh  katında daha makbuldür.

Hz. Ömer (ra)’in anlattığı şu olayın da konumuz açısından son derece önemlidir:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den umre yapmak için izin istedim. İzin verdi ve: “Bizi duadan unutma, sevgili kardeşim!” buyurdu. Onun bu sözüne karşılık bana dünyayı verseler, bu kadar sevinmezdim. (Ebû Dâvûd, Vitir 23) Bir başka rivayete göre şöyle buyurdu: “Sevgili kardeşim! Bizi de duana ortak et!” (Tirmizî, Daavât 110; Ebû Dâvûd, Vitir 23; İbni Mâce, Menâsik 5)

ALINTIDIR...

Ynt: Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #10 : 18 Eylül 2011, 19:35:45 »
Gıyabında yapılan dualara en güzel örnek Mir Muhammed Numan Hazretlerininde buyurduğu gibi kızdığımız kimselere ettiğimiz dualardır.

Zira;

Kalbi en fazla nurlandıran şey kızdığınız kimseye dua etmektir.

Cenab-ı Hak dua için açılan,hayır isteyen tüm elleri ve dilleri boş çevirmesin.

    Tijen

  • " Vicdanın sesini kaybetme sakın!
  • Dua Dostu
  • Uzman Üyemiz
  • *****
  • İleti: 11532
  • Konu: 2007
  • Nerden : ~MuammA~
  • Bismillah, her hayrın başıdır...
    • Dua Hazinesi
  • Çevrimdışı
Ynt: Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #11 : 18 Eylül 2011, 20:32:29 »
Allâh ım! Ümmet-i Muhammedin hepsine, merhametinle muamele eyle.

    Tijen

  • " Vicdanın sesini kaybetme sakın!
  • Dua Dostu
  • Uzman Üyemiz
  • *****
  • İleti: 11532
  • Konu: 2007
  • Nerden : ~MuammA~
  • Bismillah, her hayrın başıdır...
    • Dua Hazinesi
  • Çevrimdışı
Ynt: Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #12 : 14 Ekim 2011, 20:12:51 »
İnşAllâh  Rabbim bencillikten,
"İlla Ben İlla Ben Senden banane illa ben seni görmüyorum bile banane illa ben"demekten korusun Allâh ım.

Allâh 'ım
dua dostlarımıza
başkaları için dua etmenin
güzelliklerini göster
ve
cümlemizi bu duaların güzelliklerinden nasiplendir
Âmîn
Âmîn...
 gul445zxcv
« Son Düzenleme: 14 Ekim 2011, 20:14:25 Gönderen: Tijen »

    Tijen

  • " Vicdanın sesini kaybetme sakın!
  • Dua Dostu
  • Uzman Üyemiz
  • *****
  • İleti: 11532
  • Konu: 2007
  • Nerden : ~MuammA~
  • Bismillah, her hayrın başıdır...
    • Dua Hazinesi
  • Çevrimdışı
Ynt: Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #13 : 14 Ekim 2011, 20:44:22 »
_________________
Her derdin devası O'na yönelmektir. Her sözün mânâsı O'nu bilmektir.

"Ben herkesi kurtarırım da bir kendimi kurtaramam"

BİZ BİR-İZ inşaallah..

Efendimizi DUYAN ve UYAN' lardan eyle...

O' nun AK-PAK Yüreğinde BİZ eyle...
Elhamdulillahi Rabbül'- âlemîn!...

Muhammedi Muhabbetle...

    Tijen

  • " Vicdanın sesini kaybetme sakın!
  • Dua Dostu
  • Uzman Üyemiz
  • *****
  • İleti: 11532
  • Konu: 2007
  • Nerden : ~MuammA~
  • Bismillah, her hayrın başıdır...
    • Dua Hazinesi
  • Çevrimdışı
Ynt: Dua gibi silahımız varken
« Yanıtla #14 : 29 Kasım 2011, 13:26:44 »
Gökten ne yağdı’da yer kabul etmedi…
Toprağa ne ekildi’de bitmedi…
Bu dünya’ya kim geldi’de gitmedi…
Hangi dert hangi sıkıntı bitmedi…
Allâh ’ın rahmeti,mağfireti kime yetmedi…
Kim Allâh  dedi’de ”O” yetişmedi…
Kim gizli gizli yalvardı’da ”O” işitmedi…
Kim ”Rabbim” dedi’de ”O” buyur kulum demedi…
Dualar’da buluşmak dileği ile…

(bu alıntıdır çok beğendiğim için paylaşmak istedim)

Rabbim bütün hastalara şifa versin, kim ne için el açıp yalvarıyorsa ellerini boş çevirmesin.Namazlarımızı daim eylesin, benim anne babamı ve tüm darda zorda olan anne babaları içinde bulundukları zor durumdan kurtarsın. Allâh ım bizlere, bu dünyada ve ahirete sevdikleri arasında olmayı nasip eylesin.AMİN…



Paylaş facebook Paylaş twitter